İstanbul'un şehir yapısı sürekli değişmektedir. Yunan, Roma ve Bizans dönemleri boyunca Galata, Kadıköy ve Üsküdar'da önemli değişimler, büyümeler yaşanmıştır.
İstanbul'un tarihi semtlerinden batıya ve kuzeye gidildikçe büyük bir farklılaşma görülür.Son yıllarda inşa edilen çok yüksek yapılar, nüfusun hızlı büyümesi göz önüne alınarak yapılmışlardır. Şehrin hızla genişlemesinden dolayı konutlaşma, genellikle şehir dışına doğru ilerlemektedir. En yüksek gökdelenler ve ofis binaları Avrupa Yakası'da özellikle Levent, Mecidiyeköy ve Maslak'ta toplanırken, Anadolu Yakasında ise Kadıköy ilçesindeki Kozyatağı mahallesi dikkat çeker. 20. yüzyılda şehrin hızla büyümesi, doğudan batıya büyük bir göçün başlamasına neden olmuştur. Böylece şehirdeki gecekondulaşma büyük bir hız kazanmıştır. Kaçak olarak hazine veya özel arazilere yapılan bu binalar, kısa sürede ve düşük kalitede yapılır.
Dünyanın en çok ziyaretçi alan şehirlerinden biri de Paris'tir. Fransa'nın başkenti olan şehir Sen nehri ve Paris havzasının üzerine kurulmuştur. 19. yüzyılda modernleşmenin gündelik hayatta ve kentte yaptığı sarsıcı dönüşümlerin en görünür olduğu şehirlerden biridir. 17. yüzyıl sonuna kadar Paris, dar sokakları ve pazarların kurulduğu küçük meydanları ile bir Orta çağ kenti görünümünde idi. 18. yüzyıldan itibaren imparatorluğun güçlenmesi ile kentin görünen yüzü değişmeye başlamış, 1840 – 1870 tarihleri arasındaki Fransız endüstri devrimi ile de bu değişim doruk noktasına ulaşmıştır. Böylelikle Paris 19. yüzyılda modern görünümü ve çekiciliği ile sadece Fransa'nın değil tüm Avrupa kara kıtasının başkenti haline gelmiştir.
Haussmann’ın vali olduğu 1853 – 1870 tarihleri arasında kent inanılmaz bir dönüşüme sahne oldu. Kent İmparator Üçüncü Napolyon’un gücünü gösteren simgesel, büyük yapılar ile donatıldı; temiz su, kanalizasyon, demir yolu, ofis, market, itfaiye, okul, hastane, hapishane gibi bir modern kentin gerektirdiği altyapı ve binalar inşa edildi. Ama en önemlisi kentin mevcut dokusuna yapılan müdahaleler idi. Bir cetvel ile çizilmiş gibi açılan geniş ve uzun bulvarlar ile Paris yepyeni bir görünüm aldı.
Bu müdahalelerin birkaç gerekçesi vardı:
Dar sokakların sağlayamadığı temiz hava ve güneşin konutların içine alınarak sağlık koşullarının iyileştirilmesi.
Bulvarların kesiştiği noktalarda simgesel yapılar ile kentin modern bir görünüm kazandırılması.
Halk ayaklanmaları ve toplumsal olaylar sırasında isyancıların dar sokaklar arasında kaybolmalarının önlenmesi.
İşçi sınıfının kentin dışına sürülmesi.
Böylelikle Haussmann zamanında Paris modern bir burjuva kenti görünümü kazandı. Tüm bu değişimler esnasında inşaat ve finans sektörü büyük bir gelişme gösterdi. Emlak piyasası hareketlendi. Dünya fuarları ile kent bütün dünyanın ilgisini çeken bir yer haline geldi.
Bugün Paris’in geneline bakıldığında kentsel planlama bağlamında “yenileme” ile “geliştirme” arasında salındığı söylenebilir. Paris halen 150 yıl önce Haussmann’ın müdahalelerin yarattığı kent olarak durmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder